FOTOĞRAF

Mucit: Louis-Jacques Daguerre
Tarih: 1838
Kaza: Dağınık laboratuvar dolabı…
Bu rastlantısal buluşun nedeni kırık bir termometre…
Louis Daguerre, karanlık odada, gümüş iyodür levhada açığa çıkan görüntüyü sabitlemenin yollarını arıyordu. 1938 yılında bir gün, farklı kimyasal maddelerin bulunduğu dolabına, daha sonra kullanmak ve temizlemek üzere bozuk görüntülü bir film levhası koydu.
Bunu tekrar dışarı çıkardığında görüntü belirginleşmişti. Ancak Daguerre, bu garipliğe hangi kimyasal maddenin neden olduğunu bilmiyordu.
Bunun üzerine levhaları yerleştirdi ve kimyasal maddeleri birer birer dışarı çıkarttı. Dolabı boşaltmasına rağmen hala aradığı maddeyi bulamamıştı. Sonunda dolabın raflarından birinde, kırılmış termometreden dökülmüş civayı fark etti… Gümüşlü levha üzerine alınan görüntü (daguerreotype), modern fotoğrafçılığın başlangıcı oldu… Yerini ancak on yıl sonra negatif ve, pozitif film sürecine bıraktı.

Mucit: Dr. Spencer Silver
Tarih: 1974
Kaza: Kutsal bir ilham ve hatalı üretim…
“3M” bilim adamlarından Dr. Spencer Silver, 1970′lerin başlarında dayanıksız yapıştırıcıyı bulduğunda, bunu işe yaramaz bir buluş olarak değerlendirmişti…
Bundan yıllar sonra, meslektaşı Art Fry, bir kilisede ilahi kitabındaki ayracın bir türlü istediği yerde durmaması üzerine oldukça sinirlendi. Anlamsız vaazlardan mı yoksa kutsal bir ilhamdan mı bilinmez, kafasını bu konuya yormaya başladı ve birden aklına meslektaşının işe yaramayan buluşu geliverdi…
Bu sayede ayıracın kitaba yapışmasını sağlayacak, ancak çıkarttığında da kitaba zarar gelmeyecekti. Post-it kağıdı tabii ki bir gecelik başarının ürünü değil… 3M’in ortaya attığı bu örnek, büro malzemeleri içinde vazgeçilmezler arasında yerini aldı…

Mucit: Charles Goodyear Tarih: 1844
Kaza: Kızgın ocağa atılan kauçuk…
Amerikalı Charles Goodyear, 10 yıldan beri ham kauçuğu daha sağlam ve elastik hale getirmenin çarelerini arıyordu. Bu onda bir takıntı halini almıştı ve hatta ödenmemiş borçları nedeniyle hapse bile girdi.
Goodyear bu konuda her şeyi denemişti; karışımına kükürt bile eklemişti. Ne var ki, bu karışımı kızgın ocağa atıncaya kadar hiçbir sonuç elde edemedi: Kauçuk erimiyordu…
Bunu gece boyunca dışarıya çivileyen Goodyear, ertesi gün karışımın oldukça esnek olduğunu fark etti.
Kükürtle sertleştirme yöntemine, Romalılar’ın ateş tanrısından esinlenerek, “Vulkan” adını verdi (vulkanizasyon).
Yöntemin Amerika’daki patentini almayı başardı, ancak Fransa ve İngiltere’den yasal formaliteler nedeniyle patent alamadı.
Goodyear, Paris’te borçları nedeniyle hapis yattıktan sonra Amerika’ya döndü.
Patentleri ortakları tarafından yağmalandığından yoksulluk içinde öldü. Ancak en azından “Goodyear Tyre” ve “Rubber Company” gibi şirketler onun isminin gelecek kuşaklar tarafından da anılmasını sağladı…

Mucit: Edouard Benedictus
Tarih: 1903
Kaza: Kırılması gereken deney tüpünün yere düştüğünde parçalanmaması…
Güvenli camın bulunması, tam da en çok ihtiyaç duyulan zaman*da gerçekleştirildi: Motorlu taşıt çağında…
1903 yılında Fransız kimyager Edouard Benedictus, deney tüpünü laboratuarının zeminine düşürdü. Tüp kırıldı ancak dağılmadan tek parça halinde kaldı. Benedictus, kolodyum ihtiva eden sıvının buharlaşmasından sonra tüpte kalan ince plastik tabakanın parçalanmayı engel*lediğini anladı.
Bunu not ettikten sonra bu konu üzerine fazla kafa yormadı.
Ancak, kaza yapan bir aracın için*deki kızın kırılan camlardan çok feci şekilde yaralanması, bu konuyu tekrar gündeme getirmesine neden oldu.
Daha önceki deneyiminden esinlenerek iki cam tabakasının arasına selüloz nitrat yerleştirerek üç katlı camı oluşturdu.
Buluşu 1920′lerde arabaların ön camlarında kullanılmaya ve otomotiv endüstrisinde ciddi şekilde taklit edilmeye başlandı

Mucit: Wilhelm Konrad Röntgen
Tarih: 1895
Kaza: Bir elektrik deneyi…
Röntgen, gazların içinden geçen elektrik yolunu araştırmak amacıyla, katod ışın tüpüyle deney yaparken, baryum platin siyanürü levhasından yayılan radyasyonun şeffaf olmayan cisimlerin içinden geçebildiğin! Fark etti.
Araştırmalarına devam ederken radyasyonun 15 mm. kalınlığındaki alüminyumdan, daha indirgenmiş yoğunlukta geçebildiğini gördü. Ve bu radyasyona, “X-ışınları” adını verdi. Bugün dünyada Almanya dışında (Almanya’da Röntgenstrahlen olarak adlandırılıyor) bu isimle anılıyor. Bu, daha sonra insan vücudunun iç kısmını gösteren fotoğraflamada kullanıldı. 19. yüzyıl sonlarına doğru savaş alanlarında da kullanılmaya başladı

Mucit: Ed Lorenz
Tarih: 1960′lar
Kaza: Bilgisayardaki bozuk çıkış…
Amerikalı meteoroloji uzmanı Ed Lorenz’in bilgisayarında anlamsız ve komik veriler belirince, Lorenz bunların her zamanki aksaklıklardan kaynaklandığını düşündü. Ancak hatayla ilgili ipuçlarını elde etmek için kağıttaki çıktıda çalışmaya başladı. Bilgisayarın, başlamak için ilk sonuçları eşleştirdiğini, ancak daha sonra haritayı yok ettiğini gördü. Birden jetonu düştü: Lorenz bilgisayara aynı girdileri ikinci aşamada yüklememiş, bu küçük farklılık da, sonraki birkaç hafta boyunca, tamamen değişik sonuçlar verip durmuştu…
Lorenz böylece, hava durumu gibi küçük olayların bazen çok büyük sonuçlar doğurabileceğini açıklayan “kaos teoremini” bulmuş oldu…

Mucit: Henri Becquerel
Tarih: 1896
Kaza: Fotoğraf camındaki sislenme…
Fransız fizikçi Henri Becquerel, 1896 Martı’nda laboratuarındaki çekmecesini açtığında büyük bir sürprizle karşılaştı. Kapkaranlık bir ortamda olmasına rağmen bazı fotoğraf camları bulanıklaşmıştı.
O sırada Becquerel, yeni keşfedilen röntgen ışınları üzerinde çalışıyor ve bazı kimyasallar yardımıyla bunların yayılmalarını sağlamaya uğraşıyordu, ilk aklına gelen, güneş ışığının etkisiyle kristallerin ışını yaydığı ve fotoğraf camını sislendirdiğiydi…
İlk deneyleri onun doğru yolda olduğunu desteklese de hava bozunca olayın seyri birdenbire değişti.
Becquerel, kristallerin güneş ışığından etkilenmesini engellemek için kimyasallar kullanarak camları tekrar çekmeceye koydu. Camları dışarı çıkardığında, uranyumlu kristallerden oluşan camlarda artık sisin bulunmayışına oldukça şaşırdı. Ve bugün “bir atom çekirdeğinin ta*necikler veya elektromanyetik ışımalar yayarak kendiliğinden parçalanması” olarak bilinen radyoaktiviteyi keşfetmiş oldu…

Mucit: Alexander Fleming
Tarih: 1928
Kaza: Havada uçuşan bir küf…
St. Mary Hastanesi’nde danışman olarak çalışan ve Alexander Fleming’in hayatta kalan tek meslektaşı, ünlü bilim adamının penisilini 1928 yılında bir rastlantı sonucu bulduğunu anlatmıştı.
Fleming bir deney üzerinde çalışırken, muhtemelen laboratuvarın karşısındaki bardan uçup gelen bir küf mikroskoptaki lamın üzerine konmuştu.
O sırada Fleming, lam üzerinde zararlı bir bakteri türü olan stafilokokları inceliyordu. Dikkatsiz bir bilim adamı bu küfü büyük olasılıkla önünden uzaklaştırırdı, ama o, küfün bakteri üzerindeki etkisini görmek istedi. Sonuç hayret inciydi… Çünkü Fleming, “Penicilim notatum” isimli yeşil küfün bulunduğu bölümdeki bakterilerin öldüğünü fark etmişti…
Daha sonra gerçekkleştirilen testlerde, bu küfün diğer bakteriler üzerinde de etkili olduğu ortaya çıktı. Tavşan, fare ve insanlar üzerinde yapılan testler sonunda, açık bir yan etkisinin de olmadığı görüldü. Ne var ki Fleming, küften sızan maddeyi bir türlü keşfedememişti.
Sonuç olarak 1939 yılında, Oxford’dan Howard Florey ve Ernst Chain bu maddeyi ayrıştırmayı başardılar ve buna “penicilin” adını verdiler. Bu madde, öldürücü bakteriyel hastalıklarla savaşabilen ilk antibiyotik olarak tarihe geçti. Fleming ve diğer iki bilim adamı, 1945 yılında Nobel Ödülü aldılar… Çünkü, milyonlarca insanın hayatını kurtaran bir buluş yapmışlardı…

Mucit: Julius Wagner-Jauregg
Tarih: 1917
Kaza:Mezbaha işçilerinin kesim yöntemi…
ECT (Electroconvulsive the-rapy) olarak bilinen elektroşok tedavisi, mezbaha işçilerinin, domuzların elektrikle sersemlemelerinden sonra çok sakin durduklarını fark etmelerinin bir sonucu…
ECTye, beyne elektrik akımı verilmesi suretiyle, depresyon gibi akıl hastalıklarının semptomlarını engellemekteki son çare olarak bakılıyor.
Elektroşok tedavisi fikri, sıtma aşısıyla frengili hastaları te*davi eden Avusturyalı Julius Wagner-Jauregg tarafından geliştirildi.
1927 yılında Nobel Ödülü alan VVagner-Jauregg, bu fikre, “bir sisteme elektrik verilmesinin tedavi edici özellik taşıyacağından yola çıkarak ulaştı. Ve böylece, çok tartışılan şok tedavisi doğmuş oldu…
Aynı zamanda, şizofrenlerin doğal yollardan çarpılmalarının, hastalık belirtilerinin iyileşmesine neden olduğu da belirlenmişti. Psikiyatristler, hastaların beynine elektrik akımı uygulamak yoluyla, anlaşılması güç tedavinin gerçekleştiğini belirtiyorlardı. Ancak ECTnin kısa süreli hafıza kaybına neden olması dışında önemli etkisinin bulunmadığına dair klinik bulgulara az da olsa rastlanıyor. Hastaların tedavi edilmesine yönelik olarak bu yöntem çok uzun zamandan beri kullanılmaya devam ediyor.

Mucit: Fahlberg adında bir kimya öğrencisi
Tarih: 1879
Kaza: Kurallara uymama…
1879 yılında Fahlberg adındaki bir kimya öğrencisi, toluol (kömür katranındaki hidrokarbon) türevle*rini araştırırken elindeki maddeyi tattı ve günümüzün yapay tatlandı*rıcısı sakkarin ortaya çıktı.
Diğer iki yapay tatlandırıcı da kaza sonucu keşfedildi. 1937′de Il*linois Üniversitesi öğrencilerinden Michael Sveda sigarasını yaktı ve tatlı olduğunu tespit etti. Ve bu maddenin “cyclamate” olduğunu buldu. Nutra Svveet ise 1965 yılın*da anti nükleer bileşimler araştırılırken keşfedildi…

Mucit Harry Kroto
Tarih: 1985
Kaza: Karbon atomunun kilise kubbesine benzemesi…
Harry Kroto ve meslektaşları, uzayda varolduğu düşünülen anlaşılması zor yapıdaki karbon atomlarını çözmeye çalışıyorlardı. Laboratuar testleri sonucunda karbonun, 60 atomdan oluşan, diğerlerinden daha güçlü ve istikrarlı yapıda olduğu ortaya çıktı.
Cevaplar araştırılırken çalışma gruplarından biri, atomların, mimar Richard Buckminster Fullerln tasarladığı, kubbeli kiliseye benzeyen hexagonlardan oluştuklarını ortaya çıkarmıştı. Bu da Kroto’nun aklına, daha önce pentagon ve hexagonlardan oluşturduğu, “Gece Gökyüzü” modelini getirdi.
O gece, çalışma gruplarından bir bölümü de karbon atomlarını, futbol topuna benzeyecek şekilde birleştirmişti. Ve grup, pentagon ve hexagonların hep 60 sayısında buluştuğunu keşfetti. 60 karbon atomundan oluşan “Buckyball’lar şu anda karbonun temel biçimi olarak değerlendirilirken, Kroto ve meslektaşları 1996 yılında Nobel Ödülü’nü almaya hak kazandılar…

Çoğu insan eşyalarının tuz buz olduğunu gördüğünde üzülür fakat bu Jamie Link için geçerli değil. Kaliforniya Üniversitesi’nde kimya doktorasını yapan Jamie, üzerinde çalıştığı silikon çiplerin toz haline geldiğini görür fakat sonrasında ilginç bir şekilde farkeder ki, küçük parçacıklar hala sensör fonksiyonlarına devam etmekte. Bu mucizevi buluş, ona üniversitenin en önemli ödülünü kazandırmasının yanı sıra, onun sağlıktan deprem araştırmalarına kadar bir dizi alanda önemli bir yere sahip olmasını sağlar.

Atlantalı eczacı John Pemberton, baş ağrısı için bir ilaç hazırlama telaşı içindeydi. İçeriğini halen bilmediğimiz karışımı 8 yıl boyunca eczanelerde satışa sundu. Fakat sonrasında tüm zamanların en popüler içeceği marketlerde şişeler halinde yerini aldı.

Ozon tabakasına verdiği zarar halen konuşulup tartışılan ‘klorofluorokarbon’un(CFC), omlet severlerin en önemli aracı olacağı kimin aklına gelirdi. Güçlü bir soğutucu yapmak için hazırladığı CFC karışımını hidroklorik asitle reaksiyona sokan kimyager Roy Plunkett, yanmaz yapışmaz teflon tavayı icat etti.

18 yaşındaki William Perkin sıtmaya karşı çare ararken dünyanın ilk sentetik boyasını üretti. Bazı karışımları birbirine eklediğinde ortaya parlak renk verici bir madde çıktı. Karışımın doğal boyadan daha canlı ve güzel olduğunu fark eden Perkin, bu çalışma sonrasında da kanser tedavisi için kemoterapiyi icat eden Paul Ehrlich’e ilham verecekti.

Mühendis Wilson Greatbatch, kalp seslerini kaydeden bir cihaz üzerinde çalışıyordu. Yaptığı cihazdan yanlış parçayı çıkaran Wilson gerekli enerjiyi cihaza verdiğinde, icadı normal bir kalpten daha doğru ve hatasız nabız atmaya başlamıştı.

Harry Coover, Kodak’ta çalışan bir kimyagerdi. II. Dünya Savaşı’nın ortasıydı ve Dr. Coover, şeffaf ve kurşuna dayanıklı bir materyal üzerinde çalışıyordu. Üzerinde çalıştığı materyal cyanoacrylate yapış yapış bir malzemeydi ve Coover çalışmalarını çöpe attı. Yıllar sonra, çöpe attığı şişe hala çöp kutusunun dibine yapışık duruyordu. Coover’ın jetonu düştüğünde yıllardan 1958′di.
Tags: En güzel icatlar, Garip icatlar, İlginç icatlar, İşe yarayan icatlar
Galatasaray’ın Yıllık Olağan Genel Kurul’unda konuşan başkan Adnan Polat, Tugay Kerimoğlu’nun çarşamba gününden itibaren alt yapının başında görev yapacağını açıkladı.
Galatasaray’ın Olağan Genel Kurul’unda konuşan Galatasaray Başkanı Adnan Polat, alt yapının bundan sonra Tugay Kerimoğlu’na emanet olduğunu açıkladı. Çarşamba günü Galatasaray’daki yeni görevine başlayacak olan Tugay’ın Adnan Polat tarafından açıklanması, Genel Kurul’daki üyeler tarafından büyük beğeniyle karşılandı.
Trabzonspor’un alt yapısında yetiştikten sonra Galatasaray’a gelen ve Sarı Kkırmızılı ekiple büyük başarılara imza attıktan sonra Glosgow Rangers ve Blackburn Rovers’a giden Tugay Kerimoğlu yeniden Galatasaray’a döndü.
Şu anda alt yapının başındaki Evert Jan Derks sezon sonuna kadar Tugay Kerimoğlu’nun yardımcılığını yapacak.
ntvmsnbc.com
Tags: Galatasaray transferleri, Galatasaray Tugay, Tugay kerimoğlu hangi takımda
YÜZYILIN EN ŞİDDETLİ DEPREMLERİ
Yüzyılın başından beri meydana gelen şiddetli depremler, büyüklüklerine göre şöyle:
Tags: Depremlerde ölenler, En büyük depremler, En şiddetli depremler, Haiti depremi, Marmara depremi, Şili depremi
Şili sallandı, dünyayı tsunami korkusu sardı
Güney Amerika ülkesi Şili, 8.8 büyüklüğünde bir depremle sarsıldı. 1.5 dakika süren depremde, ölü sayısı 122′ye yükseldi.
SANTIAGO – Şili’de bu sabah Concepcion kenti yakınlarında TSİ 08.43’te çok şiddetli bir deprem meydana geldi.
Amerikan Jeolojik Araştırma Kurumu, 8.3 olarak duyurduğu deprem büyüklüğünü önce 8.5′a, daha sonra 8.8′e yükseltti.
Depremin merkez üssünün başken Santiago’nun 325 kilometre güneybatısı ve Concepcion kentine 115 kilometre uzaklıkta olduğu açıklandı.
Yerin 35 kilometre altında meydana gelen deprem, yaklaşık 1.5 dakika sürdü.
Depremin ardından geçen 2.5 saatlik süre içinde 5′i 6′nın üzerinde olmak üzere 10′dan fazla artçı şok kaydedildi.
ÖLÜ SAYISI HIZLA ARTIYOR
Depremde çok sayıda bina ve köprü çöktü.
Ölü sayısı hızla artıyor. Son açıklamalara göre 122 kişi hayatını kaybetti.
Bu arada Devlet Başkanı Michelle Bachelet afet durumu ilan etti.
Başkent Santiago’daki uluslararası havaalanı uçuşlara kapatıldı.
DÜNYADA TSUNAMİ ALARMI
Depremin ardından oluşan dev bir dalga, Şili kıyılarının 660 kilometre açığındaki Robinson Crusoe adasına ulaştı.
Hawaii Adaları’nın bütün sahil şeridinin tehlikede olduğu bildirildi. İlk tsunami dalgasının Hawaii’yi yerel saatle 11.19′da vurabileceği belirtildi.
Dev dalgaların tehdidi yüzünden Paskalya Adası’nda da tahliye işlemi başladı.
Daha önce verilen tsunami alarmı Güney Amerika, Hawaii, Avustralya, Yeni Zelanda, Japonya, Filipinler, Rusya ve bazı Pasifik adalarını kapsayacak biçimde genişletilmişti.
ntvmsnbc.com
Tags: Şili 8.8, Şili depremi, Şili depremi detayları, Şili depremi haberleri, Şili depreminde kaç kişi öldü, Şilide deprem oldu
İzmir’in Bornova ilçesinde, anahtarını unuttuğu evine üst kattan beline bağladığı iple inmek isterken, ipin kopması sonucu beton zemine düşen Davut Koç öldü.
8 ay önce evlenen ve babasının alt katındaki daireye yerleşen 26 yaşındaki Davut Koç, anahtarını evde unuttu.
Davut Koç, babası Hasan Koç’un ‘çilingir çağıralım’ teklifini dinlemeyip, 3. kattan beline ip bağlayıp kendi balkonuna inmek istedi. Beline bağladığı ipin kopması sonucu Koç, beton zemine çakıldı.
Oğlunun düştüğünü gören Hasan Koç durumu polis ve sağlık ekiplerine bildirdi.
Sağlık ekipleri tarafından ambulansla Ege Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılan Koç, yapılan müdahalelere rağmen yaşamını yitirdi.
Mynet
Tags: Anahtar unutan insanlar

Sırta giyilen bu cihaz sayesinde kuşlar gibi uçmak mümkün.
Yeni Zelanda merkezli Martin Aircraft Company firması tarafından tasarlanan JETPAC adlı bu ürün iki adet motordan oluşuyor. Bir depo yakıt ile yaklaşık 50 km gidebiliyor. Hızı ise 95 km/saat olarak açıklandı.
Üretici firma çok yakında ticari olarak satışa sunacağı JETPAC için 76.000 dolar fiyat belirlemiş durumda. İlk etapta sadece 500 adet üretilecek olan cihazlarla yapılan testlerde 2.3 km yukarı yükselmenin mümkün olduğu gösterilmiş.
200 beygir gücündeki cihazın öncelikle arama kurtarma operasyonlarında kullanılması düşünülüyor.
Kısa süreli bir eğitimden sonra herkesin rahatlıkla kullanabileceği bu cihaz, Superman olma hayaliyle büyümüş kişilere eşsiz bir imkan sunuyor.
Ayrıntılı bilgi için www.martinjetpack.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Tags: Superman olmak, Uçan insanlar
Rotweiler cinsi köpek, 5 yaşındaki bir çocuğu ısırarak kafa derisini yüzdü.

Tags: Çocuğı parçalayan köpek, İnsanları parçalayan köpekler, Vahşi köpekler
Bayan Dinleyici : Serdar bey ben lezbiyenim.
Serdar Gökalp : Problem değil efendim bende!!
————————————————————–
Serdar Gökalp: Ne zamandır ebesiniz?
Bayan Dinleyicisi: Yaklaşık 2,5 senedir
Serdar Gökalp: Bir kişi mi bulumadın abi saklanan hep niye sen ebesin !!
————————————————————–
Dinleyici:Serdar gerçekten senin evin çok mu büyük.
Serdar: tabi ya nediyosun okadar büyük ki anemi bulmayınca telfndan çaldırıp kapatıyorum o derece yani.
————————————————————–
serdar: selçuk bey siz evlimisiniz?
dinleyici:(gülerek) hayır abi
serdar :tamamda niye fingirdiyosun
————————————————————–
SERDAR GÖKALP : AYNAYA BAKIP KENDİNİZİ ANLATABİLİR MİSİNİZ?
YİNE SERDAR GÖKALP: İNŞALLAH ÇIPLAK DEĞİLSİNİZDİR…:D:D:D
————————————————————–
havalı korna : kamyoncu kornayı calar serdar O SES SENDENMI CIKTI :) KAMYONCU:evet abi senın ıcın taktırdım :D serdar : 1 2 3 DİYİNCE BİRDAHA CAL
1 2 3. KAMYONCU CALAR SERDAR : BEN BU KAMYONU İSTİYORM ADAM KALSIN
————————————————————–
serdar : iyi geceler efendim hoş geldiniz nasılsınz
dinleyici ( durdu durdu ve ) : iyi geceler efndim nasılsınz :)
serdar : önce ben sordum efendim :))))))))
————————————————————–
dinleyici : merhaba abi :D
serdar : merhaba murat . nasılsın?
dinleyici : merhaba abi :D iyiyim sen nasılsın
serdar : iyiyim :):):):):):)
————————————————————–
serdar: burdan dinleyicilerimize söyleyeceğiniz bir şey var mı?
dinleyici kadın: hayır yok..
serdar: evlimisiniz efendim siz?..
dinleyici kadın: hayır bekarım…
serdar: daha ne söyleyeceksiniz, bu yaşta hala bekarmışsınız…
————————————————————–
Pamuk prenses mi? pamuktan prenses mi olur? prenses dediqin tas qibi olur..
beyaz atlı prens mi? beyaz atlı prens mi olur? prens dediqinin ferrarisi olur… =)
————————————————————–
serdar : ne işle uğraşıyorsunuz
bayan dinleyici : stilist asistanıyım
serdar : neden kendisi olamadınız hadi hep birlite YAZIK YAZIK YAZIK :)
————————————————————–
Tags: Serdar Gökalp emlak terörü, Serdar Gökalp en komik şakalar, Serdar Gökalp espirileri, Serdar Gökalp espirisi, Serdar Gökalp komikler, Serdar Gökalp şakalar, Serdar gökalp serdar yayında, Serdar Gökalp söylemessem çatlarım, Serdar Gökalp telefon şakaları
Google Public DNS ücretsiz herkese açık, kullandığınız DNS hizmeti sağlayacısına alternatif olarak kullanabileceğiniz bir Alan Adı Sistemi çözme hizmetidir.
Denemek için:
Ağ bağdaştırıcısı TCP/IP ayarlarında DNS sunucusu olarak 8.8.8.8 ve 8.8.4.4 girin.
Bu IP adreslerini kullandığınızda bilgisayarınızda Internet bağlantısı gerçekleştiren programlar Google’ın isim çözücü sunucularını kullanır.
DNS nedir?
DNS protokolü internet altyapısında önemli bir parçadır, Internet’in telefon defteri gibi çalışır: Bir web sitesini ziyaret etmeye kalktığınızda bilgisayarınız DNS sorgusu yapar. Bazı karmaşık sayfalar yüklenirken birden fazla DNS sorgusu gerektirebilir, bu yüzden bilgisayarınız bir günde yüzlerce DNS sorgusu yapıyor olabilir.
Neden Google DNS denemeliyim?
Web gezintinizi hızlandırır
Güvenliğinizi artırır
İstediğiniz sonuçlara hiçbir yönlendirme olmadan erişirsiniz

Tags: Dns değiştirme, Google dns, Youtube'a girme
Manga grubunun resmi Facebook sayfasında yaptığı açıklamada Eurovision 2010 için hazırlanan şarkının 3 Mart’ta TRT Stüdyolarından açıklanacağını duyurdu.
Tags: Manga Eurovision 2010 şarkısı, Manga Eurovision dinle, Manga Eurovision indir, Manga Eurovision klibi, Manga Eurovision ne zaman çıkacak, Manga Eurovision şarkısı